Tuna Kuzucan (Sinop Üniversitesi Gerze MYO Öğretim Görevlisi)

Özde aynı şeyleri düşünen insanlar, düşüncelerini gönülden dile intikal ettirmemiş olsalar da sahici bir gülüşle birbirlerine çok şey anlatabilirler. Sınıf atlama telaşları olmaz, dünya nimeti için en önde koşmazlar, birilerini çıkarları için çekiştirmezler, dedikodu iftira onlarda tutunmaz, ne yaparlarsa Hakkın rızasını kazanmak için birlikte yaparlar. Burada kilit sözcük; “birlikte” düşünmek, “birlikte” karar vermek ve “birlikte” uygulamaktır. Birlik dediğiniz şey, eğer hayır bir iş için kurulacaksa, üç-beş kişiyi bir araya getirmek öyle kolay olmaz. Bir araya gelebilmek Allah’ın insan için en büyük lütuflarından biri olsa gerek. Aynı üniversitenin farklı birimlerinde görev yapanlar için bir araya gelme vesilesi maalesef çok az. O kadar az ki kendi görev yerim dışında tanıdıklarımın birçoğu çeşitli sınav görevlerinde tanıştığım akademisyenlerdir. Yine bir sınav görevi için Sinop Anadolu Lisesi’ne erken bir saatte gittim. Sınav görevinin başlamasına daha çok vardı. Bir bardak çay almak için okulun çay ocağına gittim. Mustafa Hocam ile ilk orada karşılaştık. Kendisini çay ocağı görevlisi sandım. Haksız da sayılmam haksızlık yapmış da olmam. Çünkü çayları kendisi doldurdu ve bize ikram etti. Hareketleri o kadar doğaldı ki ben ayırt edemedim. Anadolu insanına helal lokma kazandıktan sonra her şey yakışırdı. Bu mütevazi insan yanımıza oturup sohbet etmeye başlayınca, bu defa biraz önceki esaslı insanın yanına “sohbeti güzel, düşünceleri gençliğin derdine şifa biri” düşüncelerini de ekledim. Sohbet ortamında birçok insan üniversitenin içinde bulunduğu durumdan şikâyet ettiler, büyük laflarla çözüm sundular fakat o konuşmadı. Üzülerek çokça şahit oluyoruz, büyük laf edenlerin çok küçük dünyaları olabiliyor. Sonrasında Allah nasip etti Gerze MYO’da çalışma imkânı buldum. Mustafa Hoca büyük lafların ötesinde büyük işler yaptı. İlk günkü mütevazılığıyla gençliğin derdine şifa birçok çalışmayı hayata geçirdi. Selamı içinden gelerek verdi, içinden gelerek aldı. Örnek bir insan olarak birçok gencin hayatına yön verdi.

 

Abdullah Boz (Sinop Üniversitesi İlahiyat Fakültesi)

(Fotoğraf: Kırk Hadis ezberleme belgesi)

           Adına hatıra denir mi bilmem, yalnız benim için bir o kadar manidar, duygusal, onur ve gurur verici bir anım var: 30 Temmuz 2016 tarihinde, kendim için üzüntü verici bir haber aldım, canım sıkıldı, evden yemek yemeden ayrıldım, evin yakınlarında bulunan ilkokula gidip ağladım, birkaç arkadaşla görüştüm, eve döndüm babam sizi aradı, siz de hemen cevap verip olumlu şeyler söylediniz, beni bir nebze olsun mutlu ettiniz. Ben yurt dışına çıktım, okuldan belgelerimi aldım geldim. Tarih 15 Ağustos 2016, sizinle karşılaştık,  gözümü yumdum yıllar öncesine döndüm sizinle hep tartışırdım ya, siz bir şey söyler ben dinlemezdim şimdi ise, kader planında gerçekleri kabul etmek gerekir. Ben şimdi öğrenciniz oldum Allah’ın takdiri… Bu benim için bir dik duruş ve dünyanın faniliğini anlatan, idrak ettiren iyi bir hatıra idi. Demek ki ne imiş ( Sizin nefret ettiğiniz şeylerde bir hayır vardır).